İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLERDE DİN


 

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRKLERDE DİN

 

Özet

Din; kutsal olduğu varsayılan doğaüstü bir güce ya da güçlere tapınma ve ibadet etmedir. Toplumlar değişik kültürel özelliklere sahip oldukları için dinsel inanışlar da farklı olmuştur. Din konusunu Türkler açısından ele alacak olursak, birçok farklı coğrafyada bulunmuş olmalarının da etkisiyle, Türklerde farklı dini inanışları görmek mümkün olacaktır. Fakat temelde Gök Tanrı inancının hâkimiyeti görülmektedir. Geleneksel Türk dini olarak tanımlanan Gök Tanrı inancının yanında çoğu kaynakta Şamanizm’den de bahsedilmektedir. Fakat son zamanlarda ortaya konan araştırmalarda Türklerin aslında büyük çoğunluğunun Şamanizm’i benimsemedikleri görülmektedir. Zaten Şamanizm’in bir din mi yoksa kült mü olduğu konusu da halen tartışılmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Türklerde din, Geleneksel Türk dini, Gök Tanrı.

 

Giriş

Türk kültürü, bilinen tarihiyle iki bin yıllık bir sürede göç ve etkileşimlerle Moğolistan’dan Balkanlar’a, Sibirya’dan Mezopotomya’ya uzanan geniş bir coğrafyada varlığını sürdürmüştür. Tüm bu coğrafyada sonradan edinilen farklı din ve kültür sistemlerine rağmen, bu süreklilikte en belirgin olan unsur geleneksel inanç ve yaşayışlardır.[2]

Kül Tigin anıtında şöyle bir ifade geçer “Zamanı tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölmek için türemiş” bu özlü söz Tanrının ölümsüz, insanın ise ölümlü olduğunu gösterir. Bu semavi olarak kabul edilen dinlerin gelmesinden yüzyıllarca önce söylenmiş bir sözdür. Bu söz ile Göktürkler evrensel bir din anlayışına sahip olmuşlardır. Tanrı insanı ve evreni yaratmıştır.

 

M.Ö. 2. yüzyıllarda Hunlarda ve diğer Türk kavimlerinde Gök Tanrı inancını görmekteyiz. Gök Tanrı dini, tengriyanizm, tengricilik adlarıyla anılan geleneksel Türk dinidir. Geleneksel Türk dininin unsurları ise şunlardır:

  • Gök Tanrı
  • Yer-su
  • Atalar Kültü
  • Evrenin Yaratılışı
  • Dünyanın Sonu
  • İbadetler

Türkler tanrıyı Tanrı, Tengeri, Tangera vb. adlarla anmışlardır. Fakat bütün Türkler şu veya bu şekilde Tanrı adını kullanmış ve kullanmaktadırlar. Tanrı insanı ve evreni yaratmıştır. Göğe ve suya kutsallık verende odur. Yer-su, tabiat güçleri, dağ, orman hepsi vatanımız ve bunların kutsallığı Iduk oluşudur. Iduk olan yer korumaya alınmış ve oralarda yetişen ağaç ve ormanlar kutsallıkları nedeniyle kesilip koparılmamıştır. Atalar kültü ise topluma önderlik eden kişilerin kıtsal sayılmasıdır (Güngör, 2007: 1-2).

Türklerde dini düşünce üzerine temellendirilmiş olan evren anlayışı; tanrı inancı yer-su, atalar kültü ile birlikte üniversalizm olarak adlandırılmıştır. Orhun yazıtlarının doğu yönüne bakarsak, “Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldıkta, ikisi arasında insanoğlu yaratılmış, insanoğlu üstüne soyumun atası Bumin Kagan, İstemi Kagan Taht’a oturmuş” yazısı evrenin yaratılışıyla ilgili görüşü açıkça göstermektedir. Bunun yanı sıra Eski Türkler kıyamet meselesine daha az ilgi duymuşlardır. Kitabetlerde dünyanın sonuyla ilgili net bilgiler mevcut değildir. Altaylılar kıyamet gününe “Kalgançı çak”, diğer Türk toplulukları ise “Uluğ kün” adını vermişlerdir (Güngör, 2007: 2).

Geleneksel Türk dininde sistemli olarak yapılan ferdi ibadetler bulunmasa da yine de duaların ferdi yapıldığını ifade etmek gerekir. Türklerde en eski köklü ibadet kanlı hayvan kurbanıdır. Önceleri ruhlar için kesilen bu kurbanlar, günümüzde şükran ve kefaret kurbanına dönüşmüştür (Güngör, 2007: 2-3).

 

Eski Türklerde Din

Eski Türklere göre her şeyi yaratan, her varlığın sahibi olan tek kutsal şey, gökteki biricik Tanrıydı. Göğün kendisi bir tanrı değildi. Gök de, yer gibi, maddi birer varlık ve yüce Tanrı tarafından yaratılmış dünyanın birer parçasıydı Göktürk çağından, eski Türk dini ile inançları bozulmadan devam etmekte ve gittikçe de gelişmekte idi. Uygur devleti kurulup da, yeni birçok dinler Türkler arasına girmeye başlayınca durum biraz daha değişti. Çünkü Uygurlar, çok daha önceleri Çin’in ortalarında gezmişler, ticaret yapmışlar ve birçok insanla karşılaşarak, konuşmuşlardır. Uygurlar, köklerini Suriye’den alıp, İran’da gelişen Mani dinini aldıktan sonra aya daha çok önem vermeye başlamışlardır (Dikici, 2005: 377). Uygurlar benimsedikleri dinlerin dini terimlerinin Türkçe karşılığını kullanmaya özen göstermişler ve böylece milli benliklerini korumaya çalışmışlardır. Ancak yine de Uygurların mani dinini benimsemeleri savaşçılık özelliklerini, balkanlara giden Türk boylarının da Hıristiyanlığı kabul etmeleri milli benliklerini kaybetmelerine neden olmuştur. Türkler arasında çeşitli dini inanışlar yayılmıştır. Budizm, Manihaizm, Taoizm, Hıristiyanlık ve Musevilik gibi dinler çeşitli Türk kavimleri tarafından kabul edilmiştir. Bu dinlerin özellikle kültürel alanda büyük etkileri görülmüştür. Mani dininin bir tüccar ve şehirli dini olması Uygurlarda ilim, edebiyat ve sanat alanında gelişmelere yol açmıştır.[3]

Gök Tanrı inancının esaslarını Orhun Kitabelerinde az çok tespit etmek mümkün olmaktadır. “Tanrı” Türk’ün hayatına vasıtasız olarak müdahale eder, emreder. İradesine boyun eğmeyenleri cezalandıran Tanrı, bağışladığı kut (iktidar) ve ülüğ (kısmet)ü layık olmayanlardan geri alır. Şafak söktüren, bitkiyi meydana getiren “Ulu Tanrı”dır. Yani o, hayat verici ve yaratıcıdır. Ölüm de, can veren Tanrının iradesine bağlıdır. Bütün bunlar Tanrının, eşi ve benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varlıklarına hükmeden-cezalandıran ve ödüllendiren bir ulu varlık telakkisi olduğunu gösterir (Dikici, 2005: 380).

Tarihi şartlar bazı Türk boylarının Şamanizm’i benimsemelerine sebep olmuştur; ama Şamanlık eski Türklerde geniş kitlenin asıl inancı olmamıştır. Şamanlık Moğol inancıdır. Birçok tarihçi, eski Türk inancının Şamanlıkla ilgisinin olmadığını ispatlamıştır (Dikici, 2005: 370). Türklerde din adamlarına verilen ‘kam’ ismi ile Hint-İran kökenli bir kelime olan ‘Şaman’ın aynı kökten sanılması uzun süre Şamanlığın Türklerin inanç sistemi arasında sayılması gibi bir yanılgıya sebep olmuştur. Şamanlığın etkisi altında kalan Türkler, mesela Göktürkler, onu bir din olmaktan ziyade, bir sihir, bir büyü gibi kabul etmişlerdi. Türklerin asıl dini inançlarına göre, gerçekten taptıkları Gök Tanrı’ydı (Dikici, 2005: 371).

Peki, nedir bu Şamanizm? Şamanizm, dünyanın değişik yerlerinde ilkel toplulukların çoğunun, öbür dünya ile ilişki kurma ve hastaları iyileştirme gücü taşıdığına inanılan Şaman çevresinde odaklaşan inanç sistemidir. Şamanizm’e göre dünya iyi ve kötü ruhların etkisinde idi. Şamanlar iyi ruhların etkisini devam ettirmek için ayinler düzenliyordu. Din bir inançtır fakat her inanç din değildir. Özellikle Türklerde Şamanizm’den söz ederken, bu durumu dikkate alarak, onu bu çerçevede değerlendirmek gerekir (Dikici, 2005: 407).

Şamanlık bir dinden ziyade, temel prensibi ruhları, cinleri, perileri emir ve kumanda etmek, gelecekten haber verme düşüncesi olan bir sihirdir. Yalnız, Eski ve Orta Çağlarda çok yaygın olarak görülen sihirden farkı, bunun ferdi ve şahsi olmasına karşılık, Şamanlığın orta ve kuzey Asya topluluklarında ve dünyanın birçok yerinde az veya çok kalabalık cemaatlere sahip olmasıdır (Dikici, 2005: 413).

Türklerin İslam öncesi dönemde Şamanizm inancına sahip oldukları fikri yaygındır. Şamanizm ile ilgili bütün Türklere genellenebilecek bir bilgi söz konusu değildir. Büyü ve sihir ağırlıklı bu inancın Türklerin dini olarak ifade edilemeyeceği açıktır. Tarih kaynaklarından elde edilen bilgilere göre Türkler Gök Tanrı dini inancına sahiptirler. Türklerde, genel anlamda bakıldığında, putperestlik şeklinde ifade edilebilecek bir davranışa rastlanmamaktadır. Şamanizm’i ise dinden ziyade bir kült olarak değerlendirmek gerekir (Dikici, 2005: 416).

 

Kullanılan Kaynaklar:

Dikici, Mehmet (2005). Türklerde İnançlar ve Din, Akçağ Yayınları, Ankara.

Güngör, Harun (2007). “Geleneksel Türk Dininden Anadolu’ya Taşanlar”, Yaşayan Eski Türk İnançları Bilgi Şöleni: Bildiriler, Hacettepe Ünv. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Ankara.

http://www.forumdas.net/turk-ve-dunya-tarihi/islamiyet-oncesi-turklerde-din-ve-inanislar-71942/

 

 

[2] Yaşayan Eski Türk İnançları Bilgi Şöleni: Bildiriler, Hacettepe Ünv. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü (2007). Sunuş kısmından alınmıştır.

[3] http://www.forumdas.net/turk-ve-dunya-tarihi/islamiyet-oncesi-turklerde-din-ve-inanislar-71942/

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s