PoP ArT

Pop Art   sanatın her dalı ve günlük yaşam imgelerinin genel anlamda en çok yaklaştığı; gerçek manada ise birbirinin en fazla düşmanı konumunda olduğu bir tarzdır. Kimi zaman imgeleri kimliksizleştirir, kimi zaman ise imgeleri güçlü ironiyle sorgulatır. Gitgide daha fazla büyüyen tüketim çarkı içine fast food’dan tutun da sinemaya kadar birçok marka girer. Richard Hamilton Pop Sanat’ını “[…] popüler, halk için üretilmiş, geçici, sürekliliğini korumayan, tüketilebilen, kolayca unutulabilen, ucuz imal edilen, büyük sayılarda üretilebilen, genç, esprili, zeki, seksapelli, göz boyayıcı, lükse düşkün ve para ile ilişkili bir sanat olarak” tanımlar (Görsel 20.Yüzyıl Genel Kültür Ansiklopedisi, 1984, 1212 ) Gündemde, tanınmış, halka ait olan anlamlarına gelen “popüler” sözcüğünün kısaltılmış hali olan pop; patlayan, sıçrayan anlamlarını içerdiğinden ve açılan sergilerin de bu anlamı desteklercesine dikkat çektiğinden dönemi yansıtan en uygun kavram kendiliğinden bulunmuş olmaktadır.

Kitle iletişim araçlarındaki (televizyon, radyo, gazete ve dergiler) imgelerin uyandırdığı çekiciliği belirgin yollarla yapıtlarında kullanan sanatçılar, kendilerine geniş bir yaratım alanı bulmuşlardır. Tüketim ve teknoloji toplumunun sanatı olan Pop art, tüketim toplumunun ürünlerini, yeniden tüketime sunarak kendi içine düştüğü çelişkiyi de vurgulamaktadır. Başlangıçta kitle iletişim araçları reklam aracılığıyla tüketimin daha cazip hale getirilmesi için kullanılmaktaydı. Kitle iletişim araçlarındaki artışa paralel olarak reklâmın yaygınlaşması fikri, sanatın da yaygınlaşabileceği anlamına gelmekteydi. Pop Sanat’ı biçimlendiren sanatçıların bu fikir üzerinden geliştirdikleri sanatı yayma düşüncesiyle kitle iletişim araçlarının sanata dahil edilmesi kaçınılmazdı bir bakıma.Yüksek sanatın, halkın seviyesine inebilmesi için halkın gündelik yaşamında yer edinmiş nesnelerin ve imgelerin sanatın alanı içinde bir tür sanat nesnesi olarak kullanılması düşüncesi de aynı sürecin ürünüdür.

60’lı yıllara imza atmış olan Kennedy’nin, “… aya adım atmış olacağız” sözü, televizyonun başına sabitlenen yaşamlar, Nasa’nın deneyleri, yürüyen yollar, galaksiler arası düşler ve başka oluşumlar, beyaz perdede ve çizgi filmlerde Pop Art’ın yansımalarını bize göstermiştir.

Resimli medya Pop Sanat’ı üreten sanatçılar için oldukça zengin bir kaynaktı ve bu nedenle onlar hiç malzeme sıkıntısı yaşamamışlardır. Üretim çeşitliliği ile tüketim talebi arasındaki doğrusal ilişki, söz konusu tarihsel dönemde belli bir dengeye kavuştuğu için malzeme de hiç bitmemiştir. “Hazır bulunmuş nesneleri bir araya getiren, gündelik tüketim nesnelerini konu eden, banal ve olağan gerçeklere dikkati çeken Pop Sanat’ı 20. Yüzyılın birçok sanat akımı gibi ilk ortaya çıktığında avant-garde bir akım olmuştur” (Görsel 20. Yüzyıl Genel Kültür Ansiklopedisi, 1984, 1395).

Pop art, sanat tarihsel açıdan İngiltere’de ortaya çıkmış, Amerika’da olgunlaşmıştı. Fakat çağdaş sanatın 1950 sonrasını etkilediği ortadadır. Özellikle pop art sanatçılarının çok yönlü olmaya eğilimli olduğu kadar, her biri grafikle de çok ilgili olmalarından ötürü grafik sanatlara da eğilmiştir. Bu akım sanatçılarında bitmek tükenmek bilmeyen bir arayış da göze çarpmaktadır. Malzemeye bağlı arayış, özellikle hiç bitmemiştir. Bilindiği gibi soyut dışavurumculuğa karşı başlayan pop hareket üç boyutlu üslup ve tavırlarla buluşmayı başarmış, bu etkisini 90’lı yıllar içinde de devam ettirmiştir.

Bir süre önce yaşama veda eden ”pop müziğin kralı” Michael Jackson’ın Andy Warhol tarafından yapılan portresi New York’ta düzenlenecek açık artırmada satışa sunulmuş.BBC’nin internet sitesinde yer alan habere göre, ”Pop Art’ın (temelini popüler kültürden alan sanat akımı) babası” olarak tanınan Andy Warhol tarafından 1984 yılında yapılan portre, New York’ta açık artırma yoluyla satılmış.

Murphy Kanunları

Murphy’nin altın kuralı: Parası olan kanunu koyar!

Murphy Felsefesi: Gülümse… Yarın daha kötü olacak.

Murphy Değişmezi: Dünyadaki nüfus sürekli artar ama toplam zeka sabit kalır.

Murphy kanunları…

Herhangi birşeyin olma olasılığı, arzu edilirliğiyle ters orantılıdır.

Mümkün olan en kötü koşullar, er ya da geç mutlaka ortaya çıkar.

İşler iyiye gitmedin önce kötüye gider… İşlerin iyiye gidebileceğini kim söyledi?

Herhangi bir seyin olma olasiligi, arzu edilirligiyle ters orantilidir.

iyi başlayan herşey kötü biter. Kötü başlayan herşey daha da kötü biter.

Eğer bir deney başarılı olmuşsa, ters giden birşeyler var demektir.

Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.

Her sağlıklı erkeğin zengin olmak için asla işlemeyecek gizli bir planı vardır.

Bankadan bir kredi almak için önce o paraya ihtiyacınız olmadığını ispat etmeniz gerekir.

Faturalar elinize alacaklarınızdan iki kat hızlı ulaşır.

İki tür insan vardır: İnsanları iki türe ayıranlar ve ayırmayanlar.

Aradığınız şeyi en son baktığınız yerde bulursunuz.

Tıkanık trafikte diğer şerit her zaman daha hızlı akar.

Hayatta güzel olan herşey ya illegal, ya ayıp, ya da şişmanlatıcıdır.

Yere düşen herşey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.

sevgiliye

6

 

8

9

10

11

14

15

aldatma

Aldatma

Uluslararasi ölçekte bir kadin arastirmasi yapan sosyolog, dünyanin çesitli ülkelerinde kadinlara bir soru sormus.
Kocanizi baska bir kadinla yakalarsaniz ne yaparsiniz???
Soruya ülkelere göre verilen yanitlar ise söyle olmus:
Isveçli : Neyimi begenmedigini sorarim.
Rus : Evi terk ederim.
Fransiz : Sesimi çikarmam, sevgilime gider beni teselli etmesini isterim.
Italyan : Kadini vururum.
Ispanyol: Kocami vururum.
Yunanli : Her ikisini de vururum.
Türk : Benim kocam yapmaz!

angelcry

south park

bu aralar south park dizisine fena sarmış durumdayım :) .. ilk 6 sezonu komple izledim; şimdi sırada 7.sezon var tabiki..

945241733237806_1e4cbcc2be_ocartman-screw-you-guysCARTMANgallery%2F%C7izgi_Film%2FSouth_Park%2Fwallpaper-char-cartman-1024in-the-heaven-south-park-wallpapersouth-park-1tv_south_park04wallpaper-kiss-1280

 

özellikle cartman hayranlığımda belli oluyordur heralde:)

b-150607-kalp

Ağlıyorum, her zaman olduğu gibi yine ağlıyorum.

Yalnızım, odamda oturdum içimi dökmeye çalışıyorum.

Üşüyorum, yorganıma sarılmış ısınmayı bekliyorum.

Kendimle savaşım bu. Galip gelmeyi umuyorum.

Daha zor nefes alıyorum; daha bulanık görüyorum ve ağlıyorum.

Açıklayamıyorum, ne sana ne de kendime hiç bir şeyi açıklayamıyorum.

Düşünemiyorum, doğru düzgün kafamı toplayım düşünemiyorum.

Bekliyorum, arasın belki. Konuşuruz uzun uzun yada bilemiyorum.

Susuyorum, kendimle bile konuşmaktan kaçıyorum.

Sonra ağlıyorum. Elimi, yüzümü, yastığımı, yorganımı gözyaşlarımla ıslatıyorum.

Yazıyorum, kime olduğunu bile bilmiyorum.

Bakıyorum ama senden başka hiç bir şey göremiyorum.